cemal taskiran

Çamlıca Kapak Futbolu Futboldan ben de anlarım, ne var diyenler, gelin bi #GazozunaKapışalım bakalım: #ad

Çamlıca Kapak Futbolu Futboldan ben de anlarım, ne var diyenler, gelin bi #GazozunaKapışalım bakalım: #ad

Reblog 3 not, Ağustos 27, 2014

ALS Hastaları Bu Saçmalığı Neden Yapıyor?

(Kaynak: youtube.com)

Reblog 12 not, Ağustos 25, 2014

2 günlük Burgazada kampı

Reblog 13 not, Ağustos 15, 2014

Her şeyi unutuyorsun da,
O yanağından ilk defa öperken ki sıcaklığı unutamıyorsun.

Reblog 9 not, Ağustos 9, 2014

Dünya bu kadar ağır gelmemeli yüreğimize

Reblog 15 not, Ağustos 4, 2014

“Hiçbir kere hayat bayram olmadı ya da her nefes alışımız bayramdı.”

“Hiçbir kere hayat bayram olmadı ya da her nefes alışımız bayramdı.”

Reblog 23 not, Temmuz 28, 2014

Reblog 348 not, Temmuz 27, 2014

     Uykuyu sevmeyi ne zaman bırakır insan? Anne koynundan ayrıldıktan sonra mı? Sevdiğinin koynundan ayrıldıktan sonra mı? Ne önemi var ki. Bir yerden sonra uykuya bile düşman oluyorsun zaten. Gece yanındayken sabah kadar konuşuyormuşsun da sanki yalnız uyuyunca konuşacak kimse kalmamış gibi. Yastığa bakarsın. Tavana bakarsın. Sokak lambasına bakarsın.

     Gerisin geri kalkarsın. Bir sigara yakarsın, balkonda yada cama dayanmış şekilde içersin. Normal gün içindekinden farklı çekersin sigarayı. Daha derin, daha acı, daha öksüz. Ah doğru ya sigaranı döndürebileceğin birisi de yok yanında yada bir dal uzatabileceğin birisi. Sigaran biter ama durmaya devam edersin. Göz kapakların uykusuzluktan yorgun düşer, bacakların halsizleşmeye başlar. Bilirsin ki o yatağa girince sabaha kadar sürecek bir geceyi boşa yaşayacaksındır.

     Bütün boş geçen gecelere lanet olsun. Lanet olsun tek yastıklara, tek kişilik yataklara, tek çift terliğe, terlemeyen atlete, istediğinden daha yavaş alınan nefese…

Reblog 17 not, Temmuz 15, 2014

     İçimizden bir yazar daha çıktı seyreyleyin cümbüşü…
     Sevgili Gönül ablamızın kendisinin ve Türkiye’nin çocuklar için ilk çizgi romanı olma niteliğindeki kitabı “Hayallerini meslek seçenler” kitabı çıktı. Ufak kardeşlerinize, yeğenlerinize, kuzenlerinize komşu çocuklarına çok da güzel bir hediye olur bence. He ama “yok arkadaş ben kendime de alırım kitaplığımda dursun” diyorsanız da olabilir. “Ben çizgi roman sevmem zaten, hem kitap alacak param da yok şu an” diyorsan da bu postu reblog yap beğen paylaş bir şey yap sevenler alsın, okusun, bilgilensin, sevsin…
     Şunlar İdefix ve kitapyurdu'ndan bakmak için. Yok ben gidip göreyim öyle alayım diyorsan D&R'a uğra derim. Seviyorum sizi, esenle kalın.

     İçimizden bir yazar daha çıktı seyreyleyin cümbüşü…

     Sevgili Gönül ablamızın kendisinin ve Türkiye’nin çocuklar için ilk çizgi romanı olma niteliğindeki kitabı “Hayallerini meslek seçenler” kitabı çıktı. Ufak kardeşlerinize, yeğenlerinize, kuzenlerinize komşu çocuklarına çok da güzel bir hediye olur bence. He ama “yok arkadaş ben kendime de alırım kitaplığımda dursun” diyorsanız da olabilir. “Ben çizgi roman sevmem zaten, hem kitap alacak param da yok şu an” diyorsan da bu postu reblog yap beğen paylaş bir şey yap sevenler alsın, okusun, bilgilensin, sevsin…

     Şunlar İdefix ve kitapyurdu'ndan bakmak için. Yok ben gidip göreyim öyle alayım diyorsan D&R'a uğra derim. Seviyorum sizi, esenle kalın.

Reblog 76 not, Temmuz 14, 2014

Kaburga

     Akşam iş dönüşü, içi sıkılırca kapıya soktu anahtarı. Vakit kaybetmeden; ayakkabıları köşeye, anahtarları tabağa, çantayı koltuk yanına attı. Ardından da kendini yerden az yüksek olan koltuğa bedenini bir boşluğa bırakırcasına bıraktı. Sıfır nokta dört saniyelik bir düşüş yaşadı. Başı yumuşak yastıktaydı.

     Yanındaki masanın üzerinde duran kumandaya baktı sonra televizyona. Aslında televizyonu her akşam olduğu yine açmayacaktı. Uzun süre baktı, televizyona, kumandaya, kitaplara, duvardaki tabloya. Tabloya…

     Sol taraftaki on iki kaburgasından birisini kırdı ve masanın üzerine bıraktı. Bekledi. Uzun süre bekledi. O kadar çok bekledi ki ertesi gün işe gitmedi, ondan sonraki gün de ve daha sonraki gün de. Aynı koltuk üzerinde kaburga parçasına bakarak uzanmaya devam etti. Telefon çaldı, kapı vuruldu, bir ara elektrikler kesildi. Aslında açlıktan, susuzluktan, baş ağrılarından ve akan kanlar yüzünden güzel şeyler göreceğini umuyordu. 

     Olmadı. Ne kaburga Havva’ya dönüştü ne kendisi Adem oldu. Tekilliğini bir tablo ile sınayacak kadar yalnızdı. Bir kaburgasını harcayacak kadar yalnızdı…

Reblog 14 not, Temmuz 14, 2014